Kurtuluş Kiliseleri Derneği

Merhabalar,

Benim adım Sanem. 2014 yılında İsa’yı Rab ve Kurtarıcım olarak kabul ettim…
Tanrı’nın her birimizin hayatı için harika tasarıları ve müthiş bir kurtarışı var; O bizimle kişisel bir paydaşlık kurmak ve işlemek istiyor…
Ben de Tanrı’nın hayatımdaki işleyişini sizlerle paylaşmak istiyorum…

Kendi hayatlarındaki sorunlardan dolayı sevmek hakkında çok şey bilmeyen, boşanmış bir ailenin; alkol kullanan bir baba ile öfke problemi olan bir annenin çocuğuydum. Bundan dolayı, babamı görüyor olmama rağmen onu kişisel olarak tanıma fırsatım olmadı. Bunlarla birlikte kız çocuğu olduğum için doğumumdan itibaren ailem tarafından duygusal olarak zaten reddedilmiş ve istenmemiştim. Öfke problemi yaşayan annem tarafından 13 yaşıma kadar ağır boyutlarda darp ve şiddet görüyordum. İçinde bulunduğum tüm bu durumlardan kurtulmak için o zamanlarda bir Müslüman olarak duyup bildiğim tek Tanrı olan Allah’a dualar ediyordum, Kuran’ı öğreniyordum ve içimdeki yaraları iyileştirmesini umuyordum. Artık o evden kurtulmak, kaçmak istiyordum.
13 yaşımda bir gün rüyamda hakkında hiç bir şey bilmediğim İsa’yı gördüm, o yaşıma kadar en mutlu hissettiğim tek anım buydu. Bu rüyadan iki ay sonra tamamen reddedilmişlik içinde evden ayrıldım.

Ailesiz ve yalnız devam eden yaşantım, fiziksel olarak çok başarılı bir noktaya gitmesine rağmen duygusal olarak yıkıma doğru giden bir yüreğe sahiptim. Üniversitede Erasmus için Almanya’ya gitmiştim. Almanya’dayken bir gün Tanrı hakkında daha derin düşünmeye başladım; Kuran artık yüreğimi tatmin edemiyordu. Üstelik aklımda bir çok sorular oluşturuyordu. Bu konular hakkında güçlü bilgilere sahip olan kişilerden aldığım cevaplar ise Tanrı’yı tanımam için çok yetersiz kalıyordu. Ancak Allah tüm bu durumlarda çok sessizdi. Fakat biliyordum ki hayatımı yöneten güçlü bir varlık da vardı ama o kimdi? Allah mı? Budizm’in Tanrısı mı? Bambaşka bir şey mi? Kimdi o? Bu soruları sorduğum gün hiç cevap alamadım, çok fazla öfke ve aldatılmışlık hissederek Tanrı konusunu rafa kaldırmaya karar verdim. Sanki sadece kendi çabalarım içinde kayboluyordum ve inandığım Tanrı beni kurtaramıyormuş gibi hissediyordum.
Artık Tanrısız da kaldığıma göre içimdeki boşluğu doldurmak için Güney Kore hayranlığım başlamıştı. Bağımlılık düzeyinde diziler izlemeye, müzikler dinlemeye başlamıştım. Türkiye’ye döndüğümde de üniversitemde Uzak Doğu topluluğunda koordinatörlük yapmaya başlayarak Güney Koreli bir kız ile tanıştım.
Bir pazar günü bu kişinin kiliseye gittiğini öğrenerek onunla birlikte gidip gidemeyeceğimi sordum ve ondan sonraki üç hafta boyunca birlikte kiliseye gittik. Evet kiliseye gitmeye başlamıştım. Ancak İsa ile, Hristiyanlık ile ilgili hiç bir şeyi duyamıyordum. Çünkü odak noktam sadece Korelilerdi.
Üç haftanın sonunda bir gece sabaha doğru, bir görüm gördüm; görümümde İsa vardı…

‘Rab’bin Ben’im Bana dön! Ben seni seviyorum!’ dedi. Ben tam anlayamamıştım ama harika bir esenlik alarak kabullenmiştim. Bunun üzerine bir görüm daha gördüm; çocukluğumda annem tarafından darp aldıktan sonra: ”Allah’ım beni kurtar lütfen!” diye ağlıyordum. O sırada İsa yanımdaydı: ”Seni Ben kurtaracağım” diyordu, bana dokunmaya çalışıyordu ancak dokunamıyordu. O, hayatıma ikinci kez gelmişti! O bana gelmişti!

Bu deneyimi yaşadığım gün, Almanya’da Tanrı hakkında derin derin düşünerek öfke hissettiğim o günden tam bir yıl sonraki aynı gündü! Evet Budizm’in Tanrısı, başka bir dinin önderi ya da başka bir Tanrı değil; bir yıl sonra aynı gün benim hayatıma gelen İsa’ydı, gelene kadar da benim yüreğimi ve yolumu hazırlamıştı!
Ertesi gün kilisedekiler ile bu durumu paylaştım ve İsa’nın gerçekte kim olduğunu öğrendim. Sevgisinden dolayı benim günahlarımı, hatalarımı, acılarımı yüklenmek için çarmıhta kanını dökmek üzere gelen ve üç gün sonra dirilen İsa’yı Rab ve Kurtarıcım olarak kabul ettim. Çünkü bunu yapan, bu yetkiye sahip olan Tanrı kim bilir benim hayatımda neler neler yapabilirdi…

Daha öncesinde kimsenin benim için canını verebileceğine inanamazdım ve O, kimsenin seçmediği yolu seçerek bunu yaptıysa, ben de dirilmiş olanı, mezarı boş olanı kesinlikle takip etmeliydim! Çünkü dünya üzerinde duyduğum başka hiç bir Tanrı’da böyle bir kurtarış, alçakgönüllülük, sevgi, güç ve yetki yoktur!
O günden beri hayatıma gelmiş olan, benimle paydaşlıkta bulunan Rabbe hizmet ediyorum ve yıkılmış bir yüreğe sahipken şimdi Mesih’te yeniden inşa oluyorum.. Hayatımda egemenlik sürmüş olan acıyı yüklenerek, hayatıma egemen olan Rab bana kocaman gülüşler verdi..
Tanrı sessiz ve uzak bir Tanrı değil, O bizlerin umutsuzluklarını ve acılarını yüklenmeyi, onların yerine de bizlere sevinç ve esenlik vermeyi; hayatlarımızı iyileştirmeyi ve içimizde yaşam pınarlarının akmasını istiyor. O Gerçeği bilmemizi ve Gerçek Olan’ın bizi özgür kılmasını istiyor…

 

Ama RAB, ”Kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi?” diyor,
”Rahminden çıkan çocuktan sevecenliği esirger mi?
Kadın unutabilir,
Ama ben seni asla unutmam.
Bak, adını avuçlarıma kazıdım,
Duvarlarını gözlüyorum sürekli.”
Yeşaya 49:15-16

”…Çünkü böyle kurtarabilen başka bir Tanrı yoktur.”
Daniel 3:29