Kurtuluş Kiliseleri Derneği

Merhabalar,
Benim adım Rabia. Öncelikle size birazcık kendimi tanıtayım:
Ben Türküm, 24 sene önce İsa Mesih?i Rabbim ve kurtarıcım olarak kabul ettim.
Evliyim. Her zaman her durumda bana sınırsız destek veren bir eşim var. O da 25 seneden fazla bir zamandır hizmette. Şu anda Ankara?da tek Türkiye?de 2 tane olan Hıristiyan yayını yapan Radyo hizmetini idare ediyor. Aynı zamanda Türkiyede?ki Rabbin işi için ve ait olduğumuz kilisemiz için değişik alanlarda hizmet etmekte.

Şimdi size bir ayet paylaşmak istiyorum; Yeremya 13 Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. 14 Kendimi size buldurtacağım?
İşte bu ayetler benim hayatımda gerçek oldu. Nasıl olduğunu kısaca sizinle paylaşmak istiyorum.
Daha iyi anlaşılması için biraz hikayeyi baştan almam lazım. Ben ta çocukluktan itibaren Rabbi arayan, bulabilmek için inanılmaz büyük bir çaba içinde olan bir çocuktum.
O kadar çok isterdim ki Allah’a ulaşabilmeyi, bunun için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya hazırdım, hatta fazlasıyla. Anne tarafım Alman kökenli olmasına karşın ben çevremden aldığım Müslüman kültürü içinde büyüdüm. Annem de çocukluğundan hatırladığı İsa sevgisini kalbine gömmesi gerekiyordu. Benim için Tanrıya ulaşmak için tek seçenek islamdı. Ve mutlaka Tanrıya ulaşmak zorundaydım. Şimdi neden bu kadar çok istediğimi daha iyi anlıyorum. Biraz zor bir çocukluk geçiriyordum, bu büyük güce ihtiyacım vardı.
Benim büyüdüğüm aile ortamı bir çocuğun sağlıklı bir şekilde yetişmesi için uygun bir ortam sayılmazdı.
En büyük çocuk ben olduğum için sorumluluklarım ağırdı, annemle ve tüm ailemle ilgilenmem gerekiyordu. Yaşam zordu, hem ailemdeki hem de çevremdeki insanların yaşamlarındaki zorlukları görerek büyüdüm. Bu koşullar altında Tanrı tek çaremdi ve ne olursa olsun ona ulaşmak zorundaydım.
Ne yapmam gerekiyordu; namaz kılmayı öğrendim, 8-9 yaşındayken tüm gün hiçbir şey yemeden ve içmeden ramazanda oruç tutmaya başladım, 11 yaşımda başımı kapattım.arapça dersleri alıp kuranı Arapça okumayı öğrendim. İslamiyet dersleri aldım.
Çabalarım devam etti gitti, küçücük bir çocuktum ve Tanrı gibi bir süper güce çok ihtiyaç duyuyordum, O’na ulaşmak için o kadar çaba sarfetmeme rağmen bir sorun vardı.
Sanki tek çabalayan bendim. Allah bana hiç yardım etmiyordu. Bunu gördükçe üzülüyordum ama eğer müslümansan böyle şeyleri sorgulayamazsın. sen sadece bir kulsun ve ne yapman gerekiyorsa onu yaparsın, bunları sorgulamak günahtır.
Ben de devam ediyordum. Birgün Allah’a çok dua etmem gereken bir ihtiyacım vardı. Tüm gece bana yardım etmesi için uyanıp uyanıp dua ettim. Sonuç yine hayal kırıklığı oldu. Anladım ki Allah sanki beni hiç duymuyor hiç umursamıyordu.
Çok kalbim kırılıyordu. Ama yapacak bişey yoktu.
Bu böyle 1990 yılına kadar devam etti. Allaha ihtiyacım büyüktü, çok iyi bir müslüman olmak için herşeyi yapıyordum ama Allah bununla hiç ilgilenmiyordu ve ben devam ediyordum çabalarıma.

O sene annemin ailesinde birşeyler oluyordu. Teyzelerim tek tek kuzenlerimle birlikte İsa’yı kurtarıcı olarak kabul edip yaşamlarını Rabbe veriyorlardı. Ben duydukça onlar için üzülüyordum çünkü incil değiştirilmişti ve hıristiyanlar 3 tanrıya inandıkları için cehenneme gideceklerdi. Onlar için dua ediyordum.
Teyzem bize İsa’yı anlatmaya başladı. İncil hediye etti ve düzenli ziyaretlerle bize Isayı anlatıyordu. İncili okumaya başladım ve teyzemin paylaşımlarını dikkatle dinledim. Amacım kesinlikle hıristiyan olmak değildi. ASLA!
Cehenneme gitmek istemiyordum çünkü. Fakat duyduğum şeylerden bir tanesi beni çok etkiledi.

TANRI SEVGİDİR diyordu teyzem.
NE kadar güçlü bir mesajdı. Hiç duymamıştım. BEnim tapındığım Allah hakkında ben hiç bunu duymadım. O kadar eğitimler aldım ama hiç!
Bu benim yüreğime bir ok gibi saplandı. O kadar güçlüydü ki sanki orada bu bilgi üzerine sevgi olan Tanrı’ya tüm yaşamımı adayabilirdim.
Ama tabi ki yapmamalıydım, çünkü hıristiyan olursam 3 tanrıya inanacak ve cehenneme gidecektim.
İsa’nın yaşamını ve Tanrı’nın karakterini öğrenmeye devam ettikçe kendimi çok karanlık bir noktada buldum.
Müslüman olmaya devam etmem gerektiğini inanıyordum ama Hıristiyanlık beni çok derinden etkiliyordu. Arada kaldığımı hissediyordum. Tanrıya ulaşmak zorundaydım. Ama nasıl!!!
Ben bir insan olarak, henüz 15 yaşında böyle bir sorumluluğu nasıl alabilirdim. Ya yanlış karar verirsem!!!!
Birgün bir karar verdim.
Çok yol vardı önümde Tanrıya giden, bazıları doğru yol değildi. Ama Tanrı bunu biliyordu. Bir gün evde yalnızken gözyaşları içinde yere kapandım ve şöyle dua ettim. Allahım ya da Tanrım, sana ulaşmak istiyorum ama önümde değişik yollar var sana nasıl ulaşacağımı bilmiyorum. Tüm kalbimle sana yalvarıyorum, sen bana doğru gelir misin? Sana ihtiyacım var. Sen bana doğru yolu göster.
O gün ne oldu tam bilmiyorum ama bir şey oldu. O duadan sonra okumaya ve öğrenmeye devam ettim. Kilise toplantılarına katıldım ve yavaş yavaş kendimi yüreğimi Tanrıya açmaya hazır hissettim. Ben Tanrıyı seçmedim Tanrı beni seçti. Tanrı bana geldi, yüreğimi aldı ve özgür kılmaya başladı.
En büyük korkum bir gün hıristiyan olup sonra pişman olmaktı. Ama Tanrı tüm yaşamıma ve yüreğime öyle hizmet ediyordu ki pişman olmak mümkün değildi.
Yıllar geçtikçe ailemdeki ve tüm yaşamımdaki sorunları Rab tek tek ellerine aldı değiştirdi.
Yüreğime şifa verdi yıllarca, O’nun çalışma yöntemleri beni çok şaşırttı, tamamen herşeyi atıp yeniden beni varetmesini istiyordum. Ama öyle yapmadı. Yaşadığım şeyleri ellerine alıp daha iyi bir plan için kullanıyordu. Çocukken etrafımda gördüğüm acılar konusunda kırılan kalbimi onarıp ihtiyacı olan insanlar için kullanmak üzere hazırlıyordu. küçücük yaşlarda ailemde başlayan sağlıksız lider yönümü eline alıp şifa verip hizmetinde değişik alanlarda bir lider olarak meshedip kullanmaya başlıyordu. Adım adım öğretti, şifa verdi, eğitti ve bu hala devam etmekte.
Tanrı’ya, O’nun sevgisine, bana olan yakınlığına ve harika planlarına hayranım.